
SAĞ-SOL
Hoca'ya bir dostu gece yatısına gelmiş. Uykusunun en tatlı yerinde Hoca'yı uyandırıp:
-Hoca sağ tarafında mum olacak versene!
Hoca terslemiş adamı:
-Be mübarek bu zifiri karanlıkta sağımı solumu nereden bileyim ben!
ÖTEKİ YARISI
Annesi Nasreddini çocukken bir terzinin yanına çırak vermiş. Nasreddin tam iki yıl terziye gidip gelmiş. Bir gün annesi sormuş:
-Terzide neler öğrendin evladım?
Hoca:
-Duaların sayesinde anacığım, demiş, sanatın yarısını öğrendim. Dikilmiş şeyleri çok güzel sökebiliyorum. Öbür yarısı kaldı, ömrüm yeterse dikmesini de öğreneceğim!
İNEK İLE EŞEĞİ AYIRMAK
Hocanın bir eşeği, bir de ufacık bir ahırı varmış. Karısı çok istediği halde, ahırı dar olduğu için Hoca eşeğini rahatsız etmek istemediğinden inek almazmış. Sonunda karısının ısrarına dayanamayarak bir inek almış. Ancak, bakmış ki, ahıra ikisi sığmıyor, üstelik eşek ayakta ve de biraz dışarıda kalıyor. Ellerini havaya açıp:
-Hey tanrım, demiş, ne olur, şu ineğin canını al!
Tuhaf ya, ertesi gün ahıra bir girmiş ki hayvan ölmüş, yerde yatıyor. Ancak, dikkatle baktığında ölenin inek değil, eşeği olduğunu görmüş. Hemen ellerini havaya açmış:
-Tanrım, gücüne gitmesin, bunca yıldır sana tapar, inanırım, güvenim vardır. Ama şaşırdım kaldım, doğrusu; hâlâ eşek ile ineği birbirinden ayıramıyorsun!
KABAHAT HAYVANDA
Hoca bir hanın önündeki binek taşına çıkarak atına atlamış, atlamış ama ters yönden binmiş. Çevresindekiler:
-Ne yaptın, Hoca efendi? deyince:
-Kabahat bende değil hayvanda, ben ters binmedim hayvan solak!
ŞÜKÜR
Hoca merkebini kaybetmiş. Hem arar hem şükredermiş. Teşekkürünün sebebini sormuşlar. "Üstünde bulunmadığıma şükrediyorum. Eğer bulunaydım ben de berâber kaybolacaktım. demiş.
BiLESiN
Hoca'nın karısı sancılanmış. Hoca hazırlanıp, hekim çağırmak için tam dışarıya çıkacakken karısı "Sancım geçti" demiş ama bir kere hazırlanmış ya Hoca, gitmiş hekime.
-Seni çağırmaya gelecektim ama bizim hatunun sancısı geçti artık, gelmene gerek yok, bilesin! demiş.
BEN DE BUNU DÜŞÜNÜYORUM
Hoca bir gün elinde çuval bir bostana dalıvermiş. Karpuz kavun, eline geçeni kopardığı gibi çuvala dolduruyormuş. Tam bu sırada bostancı çıkagelir.
-Sen ne yapıyorsun burada? diye öfkelenmiş.
Hoca:
-Bu sabahki fırtına beni buraya attı, diye cevap vermiş.
-Öyle mi? Peki bunları kim kopardı?
-Vallahi, öyle bir fırtınaydi ki, uçmamak için hangisine tutunduysam koptu elimde kaldı!
-İyi, hoş ama peki çuvala kim koydu? diye kurnazca sorar bostancı.
Hoca başını çevirip şöyle elindeki çuvala bakar:
-Vallahi, ben de bunu düşünüyordum! diye cevaplamış.